AKADEMİK ULUSLARARASI PROGRAMLAR REGGIO EMILIA DOKÜMANTASYON


ÇOCUKLARIN ÖĞRENME SERÜVENİNİ KAYDETMEK  (DOKÜMANTASYON)

 “DÖKÜMANTASYON OKULUN RUHUNU YANSITIR VE ÖĞRENME YOLCULUĞUNUN BİR KANITIDIR.”

Reggio Emilia yaklaşımının en önemli özelliklerinden bir diğeri de, “dokumantasyon” kavramıdır. Bu  yaklaşımının en önemli uygulayıcılarından bir olan  Carla Rinaldi’ye göre  “Dokümantasyon ne yaptığımız değil neyi aradığımızdır.”

Dokümantasyon düşünmeyi, düşüncede meydana gelen değişiklikleri, öğrenilenleri ya da öğrenilmeyenleri, davranışta, sorgulamada, yanıtlamada ve fikirlerdeki değişikleri ortaya koyar. Dokümantasyon öğrenme süreci hakkında kayıt sağlar, olaylar arasında bağlantıları ortaya çıkarır, eski deneyimleri inceleme, yenilerini planlama imkânı sunar.

Dokümantasyonun içeriğinde genellikle çocukların çalışmalarından örnekler bulunur. Bu örnekler çalışma sırasında farklı zamanlarda kaydedilmiştir. Süreç içerisinde çekilmiş fotoğraflar, videolar, öğretmenlerin yorumları, çocukların birbirleri ile konuşmaları ve düşünceleri dokümantasyonda yer alır. Bu, öğretmenlerin çocukları daha iyi anlamalarına, kendi çalışmalarını değerlendirmelerine ve dolayısıyla mesleki gelişimlerine katkıda bulunmalarına ve aynı zamanda okulun tarihini takip eden bir arşiv oluşmasına olanak sağlar

  

Dokümantasyon Ne Değildir?

Dokümantasyon çoğu okulda uygulanan portfolyo sunumu ile aynı değildir. Amerikan okullarında kullanılan portfolio çalışmalarında, çocuğun yaptığı resim ve artistik yaratımlar, kronolojik bir şekilde muhafaza edilir ve her çocuğun gelişim çizgisi tespit edilmiş olur. Dokümantasyon çocukların yaptığı ya da söylediği herşeyi listelemek de değildir. Dökümantasyon kavramı ile anlatılmak istenen, öğretmenlerin gözlem yapmak, not almak ve video kamera gibi yöntemlerle çocukların iç dünyasını yakından tanımaya çalışmasıdır. Bu çalışmalar tek bir çocuğa değil, tüm çocuklara odaklanılır. Tek çocuk ile ilgili bir kayıt yapılması halinde bile, amaç, çocuğun etkileşim içindeki gelişimini kaydetmektir ve öğrenme sürecini görünür hale getirmektir.

 

 “ÇOCUK EĞİTİMİNDE “ÇEVRE” 3. ÖĞRETMENDİR”

Reggio Emilia Yaklaşımında, çevre faktörü ve öğrenme ortamının çocuğun eğitimine olan katkısı net olarak bilinmektedir. Çevrenin  birbiriyle çok iç içe olan, psikolojik ve fiziksel boyutunun en iyi şekilde değerlendirilmiş olması, onu diğer yaklaşımlardan üstün kılmaktadır. Psikolojik boyut öğrenme ortamının sosyal ve duygusal ögelerini;  fiziksel boyut ise ortamın yapısını, sınıflar, ışık, gölge, aydınlatma, genişlik, kullanılan renkler, materyal ve mobilyaların zenginliği, tüm bunların organizasyonu,  tasarım ve konumlandırmalarını ifade eder. Gözlem yapma, araştırma, inceleme, gerçekleri ortaya koyma  ve yorumlama ile bağlantılar kurma ve ilişki odaklıdır. Aynı zamanda çevre değişkendir ve responsiftir. Öğrenene tepki verir, esnektir ve çocukların öğrenme sürecine ve hızına göre gelişir. Başkaları ile çalışmaya  ve iletişime geçmeye olanak veren çevre kişisel ve sosyal gelişimi de en üst düzeyde desteklemektedir.

Çevre, okulla yaşamın kendisi arasında osmosiz(geçiş) görevi yapan sofistike bir düzenlemedir. Yani okul  yaşamın ta kendisidir.

   

Reggio Okullarında dikkat çeken en önemli noktalardan birisi sadece akla değil göze hitap eden çok şık, sofistike ve masalsı bir çevre düzenlemesidir. Özenle hazırlanmış mimari ve yenilikçi eğitim programı birbirlerini destekler. Figürler, objeler, materyaller, renkler, görüntüler, yazılar, ışıklar, gölgeler, doğal malzemeler çocuklara inanılmaz bir ortam sunar ve çocukların meraklarını kamçılayarak potansiyellerini, ortaya koymalarını sağlar. Her çocuk bu ortamın lideridir ve tüm eğitimsel çalışmalarda kendilerini yürütücü olarak hissetmelerini sağlamaktadır.  Çocukların kendilerini rahat ve güvende hissetmeleri, maksimum hareket kabiliyeti, yaş grupları arasındaki işbirliği ve etkileşimin sağlanabilmesi, geleneksel sınıf anlayışının çok ötesindedir. Sınıf ve çevresinin iyi planlanması yeni öğrenme alanları yaratılması anlamına geldiği için üçüncü bir öğretmen olarak görülür. Sınıflar çoğunlukla doğal ahşap malzemeler kullanılarak dekore edilir, doğal ışık ile aydınlatılır, içerisinde canlı bitkiler yer alır.S sınıflar piazza adı verilen ortak bir avluya açılır. Sınıflardan kolaylıkla bahçeye çıkış mümkündür bu da doğada öğrenmeyi mümkün kılar. Ayrıca merkezi bir konumda geniş bir atölye yer alır. Okuldaki bütün alanların ve bu alanlardaki malzemelerin organizasyonunda bir düzen ve güzellik vardır. Her köşenin bir kimliği ve amacı vardır ve çocuklarla yetişkinler tarafından değer görür.

 İnsan, diğer canlılardan farklı olarak kullandığı dilin zenginliği sayesinde kendini ifade etme ayrıcalığına sahiptir. Bu nedenledir ki bu yaklaşımın kurucusu L. Malaguzzi ilk oluşturduğu okulda, kendi ifadesi ile, çocuğun yüz dilini kullanabileceği ortamlar yaratmıştır.