AKADEMİK AHLAK FELSEFESİ VE ETİK DEĞERLER EĞİTİMİ ETİK VE DEĞER NEDİR?


Etik Nedir?

Eski Yunancada “ethos” kelimesinden gelen etik, insanın doğal çevresine sonradan katılan toplumsal çevresini imlemek için kullanılır. İnsanın, birbiriyle çelişen iki ayrı dünyanın varlığı olarak nefes alan, yaşayan, isteyen, düşünen, değerlendirmeler yapan, yargılayan bir özne olduğu, felsefe tarihi boyunca filozoflarca çeşitli kavramlarla dile getirilir.

Etik, “ahlak(lar)” ile birlikte düşünülür; sıklıkla da eşanlamlı kullanılır. Oysa Türkçede de tıpkı Batı dillerinde olduğu gibi etik ile ahlak (moral) aynı anlamda değildir. Tek bir ahlaktan değil, ahlaklardan söz edebilirken bir bilgi dalı olarak sadece tek bir etikten söz edilir.

Kavramsal anlamda ahlak, “değer yargıları kümesi” olarak tanımlanabilir. Değer yargıları, her tekil durumu açıklamak iddiası taşıyan, gereklilik bildiren ifadelerdir. Örneğin “Yalan söylemek kötüdür.” değer yargısı, “Yalan söylenmemelidir.” anlamına gelir. Muhatabı olan toplumsal özneye “Yalan söyleme!” diye emir kipinde yansır. Kişi, içinde yaşadığı toplumun sahiplendiği belli türden bir değer yargısına uymadığında toplumsal yaptırımlarla karşı karşıya kalacağının bilincindedir. Toplumsal yaşamın, toplumsal normlarla mümkün olduğu iddia edilerek değer yargıları temellendirilir. Aksi durumda, yani değer yargıları olmadığında toplumsal yaşamın imkânının ortadan kal- kacağı ileri sürülür. Değer yargıları, onu sahiplenen kişi ya da toplumlarca mutlak, değişmez, her durum için geçerli yargılar gibi görülür. Oysa değer yargıları, zamandan zamana, toplumdan topluma, kişiden kişiye, hatta aynı toplumda zaman içinde değiştiği gibi kişi(ler) de benimseyip davranışlarını uydurduğu değer yargılarını zamanla değiştirebilir; başka değer yargılarını gözeterek eylemde bulunabilir. Bu da ahlak(lar)ın statik değil, dinamik bir yapıya sahip olduğunu gösterir.

Değer Nedir?

“Değer”in, yaşayan Türkçede ‘iyi’ bir şey olduğu, insanlarda bulunması, öğrencilere ya da çocuklara, gençlere özellikle aktarılması, öğrenilmesi gerektiği genel bir kanaat olarak paylaşılsa da ‘değer’in ne olduğu konusunda bir uzlaşıdan söz etmek mümkün değildir.

Öncelikle ‘değer’ kavramını tanımlamak, bir anlamda da sınırlarını belirlemek, sınırları çizmek gerekir.

‘Değer’in önüne sıklıkla “manevi”, “milli”, “dini”, “insani”, “evrensel” vb. nitelemeler getirilir. Oysa burada kaçınılmazcasına “Manevi olmayan bir değer olabilir mi? Mesela saygı, milli bir değer midir?” soruları dile gelir. O halde, o, hangi millet ise, o millet dışında hiçbir milletin bir değer olarak “saygı”yı kabul etmediklerini, hatta benimsemediklerini iddia etmiş olmaz mıyız? Birden çok millette ya da kültürde görülebiliyorsa o değerin, o kültüre ait olduğu iddia edilemez.